Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ait doğum istatistiklerini açıkladı. Ülkenin toplam doğurganlık hızı 1,42 çocuk seviyesine gerileyerek dikkat çekti. Bu durum, Türkiye’nin nüfusun yenilenme eşiği olan 2,1’in altında kalmaya devam ettiğini gösterdi. 2025 yılında 895 bin 374 canlı bebek doğumu kayıtlara geçti.
Toplam doğurganlık hızı, 2001’de 2,38 çocuk iken 2014’ten itibaren sürekli bir düşüş yaşadı. Bu düşüş, 2025’te 1,42 çocuk seviyesine ulaşarak son dokuz yıldır nüfusun yenilenme eşiği 2,1’in altında seyretti.
Geçen yıl en yüksek toplam doğurganlık hızı 3,15 çocuk ile Şanlıurfa’da kaydedildi. Bu ili 2,53 ile Şırnak ve 2,23 ile Mardin izledi. En düşük doğurganlık hızı ise 1,09 çocuk ile Bartın’da görüldü. İzmir, Eskişehir, Ankara ve Zonguldak da düşük oranlara sahip iller arasında yer aldı.
Toplam doğurganlık hızı, 2017’de 57 ilde nüfus yenilenme seviyesi olan 2,1’in altına geriledi. 2025’te ise bu sayı 76 ile yükseliş gösterdi. 1,5’in altında kalan il sayısı 2017’de 4 iken, 2025’te 59’a ulaştı.
Avrupa Birliği (AB) üye ülkelerinin 2024 yılı ortalama doğurganlık hızı 1,34 çocuk olarak belirlendi. Türkiye, 2025’teki 1,42 çocukluk oranıyla AB ülkeleri arasında 11. sırada yer aldı. AB’de en yüksek hız Bulgaristan’da (1,72), en düşük ise Malta’da (1,01) kaydedildi.
Annenin eğitim durumuna göre doğurganlık hızları farklılık gösterdi. 2025’te ilkokul mezunu annelerde en yüksek doğurganlık hızı 2,51 çocuk olarak kaydedildi. Yüksek öğretim mezunu annelerde ise bu oran 1,24 çocuk ile en düşük seviyede kaldı.
Mekansal Adres Kayıt Sistemi (MAKS) verileriyle yapılan yeni sınıflamaya göre, kır olarak sınıflandırılan yerlerde doğurganlık hızı 1,75 çocuk oldu. Orta yoğun kentlerde bu oran 1,53 çocuk iken, yoğun kentlerde 1,33 çocuk olarak belirlendi. Bu veriler, kentselleşmenin doğurganlık hızını düşürdüğünü ortaya koydu.
Bin nüfus başına düşen canlı doğum sayısını ifade eden kaba doğum hızı da önemli bir değişim gösterdi. 2001’de binde 20,3 olan bu hız, 2025’te binde 10,4’e geriledi. Bu düşüş, ülke genelinde doğum oranlarının azaldığını teyit etti.
Yaşa özel doğurganlık hızı incelendiğinde, 2001’de en yüksek binde 144 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. 2025’te ise bu hız binde 96 ile 25-29 yaş grubuna kaydı. Bu değişim, kadınların doğurganlıklarını daha ileri yaşlara ertelediğini gösterdi.
Adölesan doğurganlık hızı (15-19 yaş grubu), 2001’de binde 49 iken 2025’te binde 9’a düştü. Bu oran, genç yaşta doğumların önemli ölçüde azaldığını işaret etti.
Annenin son iki doğumu arasındaki ortalama süre 2020’de 4,6 yıl iken 2025’te 4,8 yıla yükseldi. İkinci doğumunu yapan annelerin ilk doğumlarıyla arasındaki ortalama süre 4,3 yıl olarak belirlendi. Üçüncü doğumunu gerçekleştiren annelerde ise bu süre 5,5 yıl oldu.
İkinci ile birinci doğum arasındaki ortalama sürenin en uzun olduğu il 5,5 yılla Kırklareli oldu. Bartın 5,2 yıl, Çanakkale ve Eskişehir gibi iller ise 5,1 yıl ile bu sırayı takip etti. En kısa ortalama süre ise 2,7 yılla Şanlıurfa’da belirlendi.
Doğum yapan annelerin ortalama yaşı 2001’de 26,7 iken 2025’te 29,4’e yükseldi. İlk doğumunu gerçekleştiren annelerin ortalama yaşı ise 27,5 olarak belirlendi.
İlk doğumda ortalama anne yaşının en yüksek olduğu il 29 ile Artvin oldu. İstanbul, Tunceli, Rize, Trabzon ve İzmir de yüksek ortalama yaşa sahip iller arasında yer aldı. En düşük ortalama anne yaşı ise 24,4 ile Şanlıurfa’da kaydedildi.
2025 yılında 29 bin 60 çoğul doğum gerçekleşti. Doğumların yüzde 3,3’ü çoğul doğum olarak kayıtlara geçerken, bunların yüzde 96,8’i ikiz, yüzde 3,1’i üçüz ve yüzde 0,1’i dördüz ve daha fazla bebek şeklinde oldu.
Doğumların sırasına göre incelenmesi de dikkat çekici sonuçlar verdi. 2015’te doğumların yüzde 36,1’i ilk doğum iken, 2025’te bu oran yüzde 42,8’e yükseldi. Dördüncü ve üzeri doğumların oranı ise aynı dönemde yüzde 12,8’den yüzde 10,8’e geriledi.
Reklam & İşbirliği : [email protected]