Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin ardından yaptığı basın toplantısında, ittifakın geleceğine dair önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, NATO’nun birbirine güç katan müttefiklerin bir araya geldiği bir yapı olması gerektiğini belirtti. Zirvede, ittifakın askeri kapasitelerinin artırılması ve adil külfet paylaşımı konuları ele alındı.
Erdoğan, Türkiye’nin savunma sanayisindeki gelişmelerine dikkat çekerek, ülkenin kendi savaş uçağını, tankını ve gemilerini üretebilen nadir müttefiklerden biri olduğunu vurguladı. Milli güvenliğe yönelik her türlü tehdidi bertaraf etme gücüne sahip olan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, NATO’nun ikinci büyük kara ordusunu sevk ve idare ettiğini ifade etti. Türkiye’nin, NATO’nun Güneydoğu kanadının güvenliğinde on yıllardır önemli bir rol üstlendiğini ve bu emanete hakkıyla sahip çıktığını söyledi.
Zirve kapsamında Türkiye ile Birleşik Krallık arasında imzalanan Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Belgesi’nin önemine değinen Erdoğan, gerçek caydırıcılığın üstün teknoloji, yeterli ölçek ve sürdürülebilir üretimle sağlandığını belirtti. Türkiye’nin savunma sanayii alanında son 23 yılda büyük bir atılım gerçekleştirdiğini ve insansız hava araçları, deniz araçları ve savaş gemilerinde dünyada üst sıralarda yer aldığını kaydetti. Ülkenin, ordusunu yerli kabiliyetlerle teçhiz ederken aynı zamanda ihraç ettiği savunma sanayi ürünleriyle müttefiklere destek olduğunu sözlerine ekledi.
Erdoğan, Avrupa Birliği’nin savunma alanındaki girişimlerinin NATO’yu tamamlayıcı olması gerektiğini ve gereksiz tekrarlardan kaçınılması gerektiğini vurguladı. Türkiye gibi AB üyesi olmayan müttefiklerin, Birlik’in savunma alanındaki teşebbüslerine tam olarak dahil edilmediğinde bu girişimlerin etkilerinin sınırlı kalacağını belirtti. Müttefikler arasında savunma sanayi ürünlerinin ticaretine yönelik engellerin kaldırılması gerektiğini ve bu hususun zirve bildirisinde de vurgulandığını ifade etti.
NATO’nun birbirine bağımlı ülkelerin değil, birbirine güç katan müttefiklerin ittifakı olması gerektiğini yineleyen Erdoğan, zirve vesilesiyle kabul edilen Ankara Stratejisi’nin, NATO’nun savunma sektörü ile daha sıkı iş birlikleri geliştirmesine katkı sağlayacağını söyledi.
Terörizmin NATO’ya yönelik iki ana tehditten biri olduğunu belirten Erdoğan, Ankara Zirvesi’nde terörle mücadelede müttefiklerin samimi bir dayanışma içinde olmalarının önemini bir kez daha vurguladı. Görüşmelerde, Ukrayna’da devam eden savaşın etkilerinin de ele alındığını ve Türkiye’nin başından beri çözüm için diyalog ve diplomasiyi işaret ettiğini hatırlattı. Adil bir barışın kaybedeni olmayacağını belirterek, tarafları Türkiye’de yeniden bir araya getirmeye hazır olduklarını yineledi.
Erdoğan, Ortadoğu’daki güncel gelişmeleri de değerlendirerek, İslamabad Mutabakatı’nı memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Lübnan ve Gazze’deki saldırıların devam ettiğini, insanların göçe zorlandığını ve şehirlerin yıkıldığını ifade etti. Kendi güvenliğini bölgenin istikrarsızlığında görenlere prim verilmemesi gerektiğini ve bölgenin yeni bir gerilime veya çatışmaya tahammülü olmadığını vurguladı. İnsanlığın barışa, huzura ve istikrara ihtiyaç duyduğunu sözlerine ekledi.
Zirve marjında ikili görüşmeler gerçekleştirdiklerini de belirten Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile yaptıkları görüşmenin verimli geçtiğini ve F-35 konusundaki olumlu yaklaşımının altını çizdi. Türk-Amerikan ilişkilerinde savunma sanayii ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin öncelikli olduğunu kaydetti. Terörle mücadele konusunda Türkiye’nin önemli mesafeler kat ettiğini ve terörsüz bir Türkiye sürecinin başarıyla yürütüldüğünü ifade etti.
Erdoğan, Amerika’nın Türkiye’ye yönelik yaptırımlar konusunda herhangi bir uygulaması olmadığını belirterek, bu konuda bir sıkıntı yaşanmadığını söyledi. Mavi Vatan konusunun Türkiye için çok önemli olduğunu ve bu konuyu Yunan dostlarla görüşmeye hazır olduklarını belirtti. Hürmüz Boğazı’nın bir savaş gölüne dönüşmesini istemediklerini ve bu konuda Türkiye’nin elinden geleni yapacağını ifade etti. Gazze konusunu ısrarla işlediklerini ve bölgeyi bir Ortadoğu felaketi olarak gördüklerini dile getirdi.
Organizasyonun çok başarılı olduğunu belirten Erdoğan, zirve hazırlıklarında görev alan tüm arkadaşları tebrik etti. Önümüzdeki yıl Türkiye’nin NATO üyeliğinin 75. yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, Ankara’da NATO zirvesine ev sahipliği yapmaktan duyduğu memnuniyeti yineledi. Ayrıca, 2026 yılında Türk Devletleri Teşkilatı ve COP31 İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yapacaklarını duyurdu.
Reklam & İşbirliği : [email protected]