Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstanbul’da düzenlenen 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nda yaptığı konuşmada, İsrail’in uluslararası sisteme olan güveni azalttığını belirtti. Fidan, küresel güvensizliğin arttığına ve çatışmaların deniz ticaret rotalarını etkilediğine dikkat çekti.
Fidan, çatışmaların insani maliyetinin giderek yükseldiğini vurgulayarak, Birleşmiş Milletler verilerine göre dünya nüfusunun dörtte birinin çatışma bölgelerinde yaşadığını ifade etti. Sivil kayıpların ve yerinden edilmelerin arttığını, bunların önemli bir kısmının çocuklar olduğunu söyledi.
Bakan Fidan, insani trajedinin en net görüldüğü yerlerden birinin Filistin olduğunu belirtti. Gazze ve Batı Şeria’daki işgalin devam ettiğini ve İsrail kuvvetlerinin ateşkes ihlallerinin uluslararası sisteme olan güveni azalttığını vurguladı. Önceliğin insani yardım erişimi ve çocukların korunması olduğunu dile getiren Fidan, anlaşmazlığın adil bir siyasi çözümle çözülebileceğini tekrarladı.
Fidan, çatışmaların hızının ve kapsamının uluslararası sistemin cevap verme kapasitesini test ettiğini ve bu dönüşümlerin uluslararası düzeni değiştirdiğini söyledi. Bugün yapılacak tercihlerle bu yöntemin ve yolun belirleneceğini ekledi.
Değişimi barışa ve refaha yönlendirmek için üç temel ilke olan ‘içten diyalog, sürdürülebilir arabuluculuk ve bölgesel sahiplik’ başlıklarına dikkat çeken Fidan, uluslararası sistemin meşruiyetinin kaybedilmesinin derin bir sorun olduğunu belirtti. Kurallar doğru uygulanmazsa kurumların ve tarafların güvenilirliğini kaybettiğini ifade etti.
Fidan, güveni yeniden inşa etmenin arabuluculuğun çalışması için kritik önem taşıdığını vurguladı. Türkiye’nin Libya’daki çabalarının, rıza, karşılıklı güven ve kapsayıcılığın nasıl güven oluşturabileceğinin önemli bir örneği olduğunu belirtti. Libyalıların sahiplendiği, içten diyaloğa dayanan bir sürecin kalıcı çözüm için tek yöntem olduğunu düşündüklerini söyledi.
Her çatışmanın kendine özgü tarihsel, aktörel ve dinamik temelleri olduğunu belirten Fidan, çözüm için sabır ve esneklik gerektiğini ifade etti. İlgili taraflarla görüşmeden anlaşmazlıkların çözülemeyeceğini, kanalların açık tutulması ve diyaloğun devam etmesi gerektiğini vurguladı.
Bu yaklaşımın, Türkiye’nin Rusya-Ukrayna görüşmeleri, Karadeniz Tahıl Anlaşması ve Somali-Etiyopya arasındaki süreç gibi adımlarda da görüldüğünü belirten Fidan, sürdürülebilir arabuluculuğun müzakereyi canlı tutmadaki önemini vurguladı. Mekke İttifakı ve Balkan Barış Platformu gibi oluşumların, bölgesel sahiplik ilkesinin pratikte nasıl çalıştığını gösterdiğini söyledi.
Fidan, arabuluculuğun farklı bakış açılarını ve paydaşları bir araya getirdiğinde daha etkili hale geldiğini ve ortaklaşa paylaşılan çözümlerin geliştirilebildiğini belirtti. Türkiye’nin arabuluculuğu diplomatik bir araçtan öte stratejik bir disipline dönüştürme konusunda çalıştığını ve bunun için kurumsal yapıyı kurduklarını aktardı.
Türkiye’nin içten diyaloğa dayalı, sürdürülebilir angajmana dayalı ve bölgesel sahipliği esas alan yaklaşımının, bölgesel ve küresel güvenliğe nasıl katkıda bulunabileceğini gösterdiğini sözlerine ekledi.
Reklam & İşbirliği : [email protected]